Biliyor musun hiç anlatmak gelmiyor içimden
Biriktirdiğim şeyleri
Öylese susuyorum ve
Unutmaya çalışıyorum
Ve güven ne zor bir şey, bir kere güvenince unutuveriyorsun da
Sorsan bile sana anlatabileceğim bir şey değil ya da
Ben anlatsam senin anlayabileceğin
Bazı içlerde bir boşluk olur
Bazı günlerde ya da
Sorsan da anlatabileceğim bir şey değil
O zaman nasıl, bilmiyorum nasıl
Bir şeylere benziyor ve hiçbir şeye değil
Biraz şöyle otursan ve sadece sussan, anlayacakmışsın gibi
Ama değil
Nasıl desem, sen beni anlattıkça yok oluyorum ben
Sustukça belki var
Biliyor musun hiç anlatmak gelmiyor içimden
Beni parçalara bölüp dağıttığını gördükçe
İçinin içine sığmazlığını nasıl büyüttüysen artık
Taştıkça sen, ben dökülüyorum sağa sola
Bulaşıyorum her yere
Ve her şeyleşiyorum ve hiçleşiyorum ve basitleşiyorum da
Sanki şuradan denize doğru iniversen orada bulacakmışsın gibi beni
Öyle, bir şeyler değişti de sanki, aslında hep aynı
O zaman nasıl, bilmiyorum nasıl yapsak
Bir daha hiç öyle, bir zamanlar olduğu gibi
Bir evlerde güneşler doğmayacak
Seslerin sessizliğe karıştığı
Ve fotoğraflar
Bir daha hiç bakmasak, gözlerimiz dolmayacak
Öyleyse susuyorum ve
Unutmaya çalışıyorum
Diyorum, bakalım başarabilecek miyim ve
Güven ne zor bir şey, ne zor
Senin nefes alır gibi yaşadığın bir şeyleri nefessiz kalır gibi
Kaybetmiş, bulamıyor olmak
Bir defacık zorlanana dek nefesini tutsan anlayacakmışsın gibi
Ama değil
Bazı içlerde bir boşluk olur, nasıl anlatsam,
Dolacakmış gibi değil
Biliyor musun hiç anlatmak gelmiyor artık içimden
Ne zaman ağzımı açsam, boşluklar dökülüyor
Bende herkese yetecek kadar var belki de
Seni soracak olursak, sen alışılmış bir doluluk içindesin
Ve senin ellerinde ben herhangi bir hikayeyim bazen
Ve bazen değilim,
Ve bazen ben, o uyurken bıraktığın yerde değilim
Ve o zaman nasıl, bilmiyorum nasıl ama sanki ben
Anlatsam bile sanki ben
Sanki bir çıkmaz sokaktayız ama yürüyoruz hala, inatla
Öyleyse susuyorum ve
Unutmaya çalışıyorum bir günü daha
Bir boşluğu daha.hangimiz oyuncaklar kırmadık?
bir sigara ver bana.
Harika,kelimelere doyum olmuyor
Yine bir dişçi günü,umarım çürük yoktur
Etrafın sarılmış, bu duvarlar
Çoktandır örülmüş, sen
Bilmiyorsun bilmiyorsun
Bırak şimdi gücün yok, varmış gibi
Gülümsediklerin, geldiklerin, gittiklerin
Her şeyi çok iyi bildiğini sanan insanlar gibi, kelimeler
Büyüyorlar ve etrafında bekliyorlar söylenmek üzere, söylenmeden
Canını acıtıyorlar
Ama önemli değil, sanki yoksun
Sanki yok o içinde hiçbir şey, hiçbir şey
Olmamış gibi devam ettiğimiz sürece.Masallara inandıkça daha da
Masal kahramanı oluyor insan, bir yerlere kapatılmış sonra
Orada unutulmuş
Kimse bulmasın mı?
Bulsun, bulmasın, yolu yok
Yolu
Etrafın sarılmış, bu duvarlar
Çoktandır güven vermiyor, sen
Bilmiyorsun, bilmiyorsun.
Şarkı ne güzelmiş öyle
Harikaydı film
“var olan en önemsiz şey” diye başlar kalabalığın sesi
ve sessizliği
saklandığın yerde bile olmasan daha iyi
neden zorundaydın biraz daha düşün
biraz daha iç, biraz daha geç, biraz daha
neden zorundaydın söylenmemişti de yazılmıştı parantez içine
ne zaman hatırlayacak, neyi hatırlatacak, kaybettik dengeleri
kes eline geçen her şeyi
geçmeyenlerin yerine ve istemezsen dinleme
kalkıp gitmeden bir sebep daha ara
bir sebep daha, bulamamak üzere
bak hiç söylemeden de anlatıyor onlar, dinlemek zorunda değilsin
eksik kalan dünün yerine, bugün biraz daha, bugün de, yine
sustu her şey, sustu hepsi ve sahne“var olan en önemsiz şey, sensin”
Kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye? Gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz kaç yol arkadaşı? Sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak ne kalıyor elimizde? Ölenler, terk edenler, bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler…
Demiş Murathan Mungan, ne de güzel…
İnsanlar değişiyormuş
Birini, o yanında değilken daha çok sevmek mümkün mü diye sorduğunda içerden bir yerden Zarifoğlu sesi yükseldi: ” ben onunla içimden konuşuyordum.”Öyleye içerden sevmek de mümkündü,
dışarısı, dışarılar her şeyi köreltiyordu
ya da kendisi, insanın.
Bir önce bir sonra bir önce
Bir sonrakinde sen olacaksın bu kızdıkların
Ve evet, şaşırmayın
Hikayeler hep böyle
Anlaşılması gibi kendini anlatamayanların
Bir önce bir sonra bir
Birbirine mi giriyor yoksa yalnızca bir kesişim kümesinde mi yaşayıp gidiyorum ben
İlk parçalandığımdan beri
Bir yaz akşamüstüsü çimlerde uzanmıştık da
Tüm kapatılan kitapların kapaklarını yeniden açan bir adam vardı hani
Masal kahramanı gibi
Sen kulaklarını kapatmışken tuttu ellerini
Ve duydun, o duymak istemediklerini ve bazen
Kendini
Sahi, nefes almak öyle bir şey miydi
Karşında birisi oturup konuşurken, senden bahsederken ve seni
Senden daha iyi anlar ve anlatırken
Bu olup bitenler, korkuttu mu seni?
Senin içine sığmayanları, o da taşıyamaz olunca
Sağa sola dökülüvermişti bir defasında yalan bir sevgi
Döküldükçe dökülmüştü, toparlayamamıştın
Kendini de kandırmıştın herkesi de ve bir gün oturup gerçekten ağlamıştın
Sonra sonra geçmek isteyecekti ama izin vermeyecektin
Bir şeylerin inatçılığı mı vardı sende?
Hayır, yani aslında, sadece, ne hissettiğini bilmiyordun
Ve bir daha hiç bilemedin
Şimdi dönüp dolaşıp sana gelen bir sessizlik hikayesini
Anlatamıyorsun
Ve anlamıyorsun da hikayenin neresindesin
Bugün günlerden ne, onu bile anlamıyorsun
Görse seni nasıl kaybolmuşsun, bilse
Saklanıyorsun
Her gün biraz daha büyüyor içinde ama tek bir kelimesini bile alıp dışarı çıkaramıyorsun
Nasılsın diye soruyorlar, iyiyim diyorsun
Nasılsın, iyiyim
İyiyim demekten yorulmuştun ve sonra kötüyüm demekten de
Şimdi yine başlara dönüyoruz, başkalara
Bir önce bir sonra bir önce
Bir sonrakinde yine, nasılsın
İyiyim, gerçekten, bir şeyim yok, iyiyim.
- Sonra günü gelip başka hikayelere de gülümseyeceksin
Nasılsın, iyiyim, nasılsın, iyiyim,
Nasılsın? / İyiyim.-

